Teknoloji her geçen gün, öyle hızlı ve öylesine devasa bir biçimde gelişiyor ki, hızına yetişmek bile neredeyse çok zor… Ama gelin görün ki; teknolojinin daha az gelişmiş zamanlarında bile daha az rastlanan olaylar, bugün gökyüzünde çok sık yaşanır hale geldi, Hem de öyle ki, çok acı ve telafisi mümkün olmayan bir biçimde,
Yalnızca 2008 yılından bu yana, düşen Uçak ve Helikopterler, yaşanan Uçak ve Helikopter kazaları neredeyse, daha önceki yıllarda yaşananların tamamına denk. Ayrıca, bu kazalarda ölen insan sayısına bakıldığında da görülen manzara, dehşet verici. Çünkü neredeyse, yeryüzündeki trafik kazalarında ölenlerin sayısına yakın. Evet, belki kaza sayısı daha az olabilir ama, Uçakların taşıdığı insan sayısına bakıldığında, maalesef durum bu. “Yani, kaza yapan bir otomobilde 4 kişi varsa, en az 1 veya 2 sinin kurtulma imkânı olabilirken, Tek bir Uçak kazasında bu durum, onlarca kişinin kesin ölümü olarak karşımıza çıkıyor.”
Gerçekte bu, gelişen teknoloji ile ters bir durum değil midir? Uzay boşluğunda yada başka gezegenlerde Koloni kuracak düzeyde olacaksın ama, Uçak kazalarının önüne geçemeyeceksin!.. Ben bunun anlaşılabilir olmadığına inandığım oranda, tabi ki kasıtlı olmadığına da inanıyorum. Zira, Yeryüzünde bazı ahlaksız müteahhitlerin, insan hayatını hiçe sayarak, daha fazla para kazanmak uğruna, demirden betondan çalarak, binanın yapılacağı zemini de umursamadan yaptıkları inşaatlar gibi düşünülemez!.. Bu konuda, Küresel dengelerin bozulmasında ve insan hayatının hiçe sayılması anlamında, elbette çok önemlidir. Ancak, Atmosferdeki negatif gelişmeler, tüm dünyayı ilgilendiren ve asla dönüşü olmayan, hatta İnsanlık başta olmak üzere, tüm canlıları yok edecek, çok ama çok vahim sonuçlar doğurabilir!..
Bilim adına ahkâm kesmek belki benim haddime değil ama; Bu dünyada yaşayan bir insan olarak, tüm bunlara karşı kayıtsız da kalamıyorum. Buradan hareketle diyorum ki, Tüm Kâinat Denge kanunları silsilesiyle oluşmuş olduğuna göre, gelişen teknoloji, bu dengeler esas alınmadan veya gerektiği kadar dikkate alınmadan, doğal oluşum yapısına ters orantılı mı gelişiyor? Yani yapılan, Yer altı-yer üstü Nükleer atom denemeleri, fırlatılan Füzeler, Atmosferde cirit atan Uydular vs.nin doğal denge üzerinde oluşturduğu değişimler, gerektiği gibi hesaba katılmadan mı bu Uçaklar imal ediliyor? Ya da uçuş güzergahları belirleniyor?
Bilindiği gibi, Kutsal kitaplarda 3 kıyametten bahsedilir ve bunlardan biri küçük kıyamettir. Düşünmeden edemiyorum, yaşananlar ve gereken çalışmalar yapılmazsa yaşanacaklar, bu öngörünün alametlerimidir?...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder